25 Temmuz 2012 Çarşamba

6 RAMAZAN 1433,,,


Esselamu Aleykum mümin ve mümine dostlar... Hamdolsun Allah'a...


Euzu billahimineşşeytanirraciim Bismillahirrahmanirrahim...



فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ
Fe eyne tezhebûn(tezhebûne).

Öyleyse nereye gidiyorsunuz?


Hayatın akışına kapılmış gidiyoruz. Yaptığımız işlerde birilerini razı etmeye ya da kendimizi hoşnut etmeye çalışıyoruz. Hesabımızın içinde ahiret bilinci oluşmamıştı. Şimdi ayetlerin ışığında kendimizi sorgulamaya başladık inşaAllah.

Gidişimizi sorguluyoruz. Yaptıklarımızı, yapmamız gerekirken yapmadıklarımızı sorguluyoruz. Biliyoruz ki; 

اقْرَأْ كَتَابَكَ كَفَى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا
Ikra’ kitâbek(kitâbeke), kefâ bi nefsikel yevme aleyke hasîbâ(hasîben).

(Ve o Gün ona:) "(Şimdi) oku sicilini!" (denecek,) "(çünkü) bugün kendi hesabını kendin çıkaracak durumdasın!"

Kendi kendimizin neler yaptığını gayet iyi bilenleriz. Sicilimiz elimize verilmeden önce arkada ne bırakacağımıza karar vermeliyiz. Yanlışlarımızdan vazgeçmeli, doğruya kendilerimizi ve ehlimizi sevketmeliyiz.

Muhterem dostlarım, günümüze başlamadan nereye gittiğimizin ne işlerle meşgul olduğumuzun, yaptığımız fiillerde Allah'ın hakkını gözetip gözetmediğimizin hesabını yapmalıyız. Birde hesabi olarak değil hasbi olarak rızaya mukabil işlerle meşgul olmalıyız. İyi olduğumuz gibi, iyiliği ayağa kaldırmalı ve kötülüğün önünde engeller olmalıyız ki ancak bu sayede kurtluşumuzu sağlamış oluruz.

Bu şekilde bir sorgu, umut ediyorum ve Kuran'a yaslayarak yüreğimi dua ediyorum ki Allah'ın izni ile cennetin kapılarını aralayacaktır.

Kalın selametle...

Hepinizi Allah'a emanet ediyorum...

24 Temmuz 2012 Salı

5 RAMAZAN 1433...

Esselamu Aleykum mümin ve mümine dostlar... Bir oruca daha kavuştuk hamdolsun Allah'a...


Euzu billahimineşşeytanirraciim Bismillahirrahmanirrahim...



لاَّ تُدْرِكُهُ الأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الأَبْصَارَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ
Lâ tudrikuhul ebsâru ve huve yudrikul ebsâr(ebsâru) ve huvel lâtîful habîr(habîru).

Hiçbir beşeri görüş ve tasavvur Onu kuşatamaz, halbuki O her türlü beşeri görüş ve tasavvuru çevreleyip kuşatır: zira yalnız Odur (hikmetine) tam nüfuz edilemez olan, her şeyden haberdar bulunan.

Gün geçtikçe daha da derinleşiyor duygularımız. Kuran'la olan dostluğumuz bizi dosdoğru anlayışın kapılarına ulaştırıyor. Yaratılan her şeyde bir anlam alanı bir yaşam sahası keşfediyoruz. Derinleştikçe farkına varıyoruz. Yaptığımız hiç bir şey boşa gitmiyor. Bizi bir gören var. 

Kimsesiz ve çaresiz bir hâli teneffüs ederken, yalnızlığın girdabına kapılmış ilerlerken bir ayet tutuveriyor elimizden.  La tahzen..innAllahe meana...(üzülme ...ALLAH bizimle..) 

Evet Allah bizimle biz onu göremesek de cismen, o bizi görüyor, bizimde O'nun varlığının delillerini görememiz için Kuluna(sav) vahyediyor.

Şuanda dünyanın bir çok yerinde özellikle budist zulmü altında inleyen Arakanlı müslümanlar, Suriye' de mazlum müslüman halk zalim pençeler altında can çekişiyor. Ama Allah görüyor bütün bu olanları. Kardeşlerimize sesleniyoruz: La tahzen..innAllahe meana...(üzülme ...ALLAH bizimle..) 

Slayt gösterisinde göster: ARAKAN (7).jpgSlayt gösterisinde göster: ARAKAN (1).jpg


Her zaman bu vahşet ortamlarını seyrediyoruz. Olaylara sadece seyirci kalıyoruz. Ramazan orucu nasıl hepimizi bir vakte kilitliyor ve yönlendiriyorsa, Kardeşliğimiz de bizi öyle kilitlemeli ve tevhid ruhunu canlandırmalı içimizde. Seyirci olmaktan çok sahaya inip kardeşliği oynamalıyız tüm zalim despotlara karşı.

Kardeşlerim, gücünüzün yettiği kadar kardeşliğinizi koruyun bu olanlara sessiz kalmayın. Yapmaya imkanınız varsa bizzat o beldelere giderek, eğer buna imkanınız yoksa gidenlere maddi destek vererek yardım etmeliyiz. unutmayın Yardım edersek Yardım ediliriz.

kalın selametle...

Yarın yazışmak üzere emanetiniz Allah'a...



23 Temmuz 2012 Pazartesi

4 RAMAZAN 1433




Esselamu Aleykum mümin ve mümine dostlar... Bir oruca daha kavuştuk hamdolsun Allah'a...
Euzu billahimineşşeytanirraciim Bismillahirrahmanirrahim...





أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ أَمْ عَلَى قُلُوبٍ أَقْفَالُهَ
E fe lâ yetedebberûnel kur’âne em alâ kulûbin akfâluhâ.
Öyleyse, onlar bu Kuran üzerinde hiç düşünmezler mi? Yoksa kalpleri üzerinde kilitler mi var?


Orucun bizlere kattığı sakinlik ve durgunlukla saflaşmaya başladığımız bugünlerin kıymetini bilmek gerekir. ve diğer günlerde hayata harcadığımız enerjimizi bu sayede Kura'nı anlamaya sevk etmeliyiz. birlik ve beraberliğimizin altına koyduğumuz tefrika dinamitlerinden ancak bu sayede kurtulabiliriz. Müminlerin kardeş olduğunu unutarak düştüğümüz tüm ayrılıklardan bu şekilde uzaklaşabiliriz.


Kuran'ı düşünmek, Kuran'la düşünmek. Evet bütün çaresizliklerimizin çareye dönüşmesi ancak bu sayede olabilir. Kuran'ın bizlere sunduğu bu mübarek reçeteyi kullanmalıyız. Aksi takdirde bütün birlikteliklerimiz yok olur ve kendimize zulmetmiş oluruz.


Bu hastalıklarımızdan kurtulmanın yolu şüphesiz yüce Kuran' ı okuyarak okutarak, anlayarak anlatarak, yaşayarak ve yaşatarak mümkün olur. Hiç değilse kendimize günlük 10 ayeti ders edinerek başlamalıyız.


Tilavet ettiğimiz her ayete şunu sormalıyız?


Ey Rabbimizin bize bahşettiği yüce işaret bana söylemek istediğin şey nedir. Nasıl dilim dudağım, elim ayağım, gözüm kulağım olursun. Seninle nasıl yoldaş olabilir ve kendimi sıratı mustakime iletebilirim.


O'nunla ne kadar hemhal olursanız, O'da size o kadar yol gösterici olur. Kalbinizle yönelirseniz O'na, sadrınıza şifa olur.


Gerek arapça, gerek kendi dilinizle yüzünden okumaktan kurtulun. Derinlemesine tefekkür edin. Çünkü her bir ayet bize cennetin yolunu gösteren haritadır.


Kalplerimizin üzerinde ki kilitleri kırmanın daha zamanı gelmedi mi? Ramazanla bize gelen rahmeti değerlendirip O'na tabi olalım. Sonunda göreceğiz ki; kendi içlerimizde ve dünyada olup biten her meselenin çözüm yolu Kuran' da mevcutur. O halde bütün ayetleri bize hitap eden, bu mübarek kitabı yeniden indiriliyor gibi düşünerek hayatımıza aktarmanın yollarını keşfedelim.


Bu akıl yoklamasına katkıda bulunarak, Kuran'la yaşamamızı kolaylaştırabilirsiniz. Katkılarınızı bekliyorum Ey  Allahın kulları...


Kur'an ayı olan Ramazanınız mübarek olsun. Allah' a emanet olunuz.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

3 RAMAZAN 2012

3 RAMAZAN 2012
Esselamu Aleykum mümin dostlar... Bir oruca daha kavuştuk hamdolsun Allah'a...
Şimdi sizinle birlikte mübarek Kuran'ın bir ayetine kalbimizi yaslayarak başlayalım sohbetimize... 
Euzu billahimineşşeytanirraciim Bismillahirrahmanirrahim...

وَلَوْ تَرَى إِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُو رُؤُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَا أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ SECDE-12
Ve lev terâ izil mucrimûne nâkısû ruûsihim inde rabbihim, rabbenâ ebsarnâ ve semi’nâ ferci’nâ na’mel sâlihan innâ mûkinûn(mûkinûne)
Keşke, günaha batmış olanların (Hesap Günü) Rablerinin huzurunda başlarını öne eğerek, "Ey Rabbimiz! (Şimdi) görmüş ve duymuş olduk. Öyleyse bizi (yeryüzündeki hayatımıza) geri döndür ki doğru ve yararlı işler yapalım, çünkü (artık hakikate) kani olduk!" dedikleri zaman(ki hallerini) bir görsen!


Bütün işlerimiz böyle değil mi? Ramazan orucunda kendini tutmanın kıymetini bilmeden, öyle bomboş geçirsek, sadece aç kalarak! Bu duruma düşmemiz an meselesi değil mi?

İmtihan bu ya sadece aç kalarak oruç tuttuğumuzu düşünüyoruz, sadece Kuran' ı yüzüne okuyarak ta vazifeyi ifa ettiğimizi zannediyoruz. Bir parça doğrudur belki ama; kullanıcı talimatı yabancı dilde yazılmış bir kılavuz için ilk yaptığımız şey nedir? Onu muhakkak kendi dilimize çevrilmiş hali ile okumak ve hatta yazılan bütün talimatları bire bir uygulamak ve o cihazı güvenle kullanmak. Peki söz konusu Kuran olunca neden aynı aklı kullanmıyoruz.

Muhterem dostlar. O'nun Hz. Muhammed (sav) ile gönderilişi işimizi daha da kolaylaştırıyor. Tıpkı bir mesleği öğrenmek isteyen çırağın usta elden kavrayarak pratik ederek öğrenmesi gibi...

Rabimizin bize olan rahmeti sayesinde bu kadar kolaylaştırılmış olan bir kılavuzu (KURAN) hala neden  derinlemesine (tefakkuh) okumuyoruz ve hayatımıza aktarmıyoruz..?

Eğer onu hakkıyla okuyup, talimatlarını adım adım uygulamaya geçmezsek yukarı da ayette verilen ve hakikaten yaşanacak olan bu sahnede oyuncu biz olabiliriz.

O halde haydi kurtuluşa! haydi pişman olmadan huzura varmaya! haydi Kuran'a...
haydi onu okuyup, anlayıp, yaşayıp, yaşatmaya...




2 RAMAZAN 1433

2 RAMAZAN 1433...
Esselamu Aleykum mümin dostlar... Bir oruca daha kavuştuk hamdolsun Allah'a...


Bir vakit ki susuz yorgun argın, bedene nefes almak bile yük oldu sanki. Ölü bir toprak haline geldi beden güçlerimiz. Şimdi bir kaç saatten aldığımız besinler sayesinde dirilişe geçeceğiz.

Bedenin dirilişi tamam da ya ruhun dirilişi için hangi tür besinler almalıyız. Onun susuzluğunu yorgunluğunu nasıl dindireceğiz.

Midenin iftarı belli...
Ya gözün, ya kulağın, ya kalbin iftarı nedir...

VAHİY...
Euzubillahimineşşeytanirraciim Bismillahirrahmanirrahiim...
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ Kamer-32
Ve lekad yessernel kur’âne liz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).

Bu nedenle Biz bu Kuran'ı akılda kolay tutulur kıldık. Öyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen? 

Tanışıklığınızı artırın. Yüzünden değil, kalbinden...

20 Temmuz 2012 Cuma

RAMAZAN GÜNLÜĞÜ

Bugün 1 RAMAZAN 1433...
Esselamu Aleykum mümin dostlar... Bir oruca daha kavuştuk hamdolsun Allah'a...

Ramazan; Allah Rasulü' nün(sav) vahiyle tanıştığı ay... Karanlık şehrin sokaklarında aydınlığa açılan kapıyı bulduğu ay... Şehrin zalimlerinin mazlumlara teslim olduğu ay... Bedenin ve ruhun tutsak günlerden özgür günlere yükselişinin temsilcisi...

Tam bu kadar yıl önce bir kutlu yolcu, sevdalılarına rahmet getirdi. Bizde bugün binler hamdu sena ile, bu rahmetin gölgesinde ferahlanıyoruz.

Ramazan; bizi bize sevdirmeli, bize bizliği farkettirmeli ki; o zaman rahmete doyabilsin ruhlarımız.

Hicret 2. yılına geldiği vakit, nimeti gözden geçirmemiz istendi. Oruç tutmamız istendi. Terbiye edin kendinizi. Islah edin gönüllerinizi ve yad edin geçmişte yaşadığınız sıkıntıları, eziyetleri ve her türlü açlığınızı hatırlayın ki vahiy nimetinin sizi doyuran yanını, aydınlığını farkedin. Kıymet bilin kadirşinas olun. Vahyin size olduğu gibi.

İlk Ramazan gününden itibaren kadir bilir hale gelebilirsek, yani Kuran' ı okur anlar yaşar ve yaşatmayı gaye edinirsek, Allah' ın izni ile geceyi, gündüzü, bedeni, ruhumuzu Kadre ulaştırmış olur ve buna Kuran'ıda şahid kılmış oluruz. Sonunda mükafatımız Rabbimizin rızası ve müminler için hazırlanmış ikramları olur.

Ramazan' ın hayrı ulaşsın madden ve manen bizlere...
İnşaAllah bundan böyle, her günün bir kısmında bu tahtaya not düşeceğim...

Haydi yola koyulalım şimdi. Ha bu arada varsa katkıda bulunmak isteyen buyursun bu yoklama hepimizin...


ŞİMDİ AKLIMIZI YOKLAYALIM BİR AYETLE;
Euzu billahimineşşeytanirraciim Bismillahirrahmanirrahim...
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Şehru ramadânellezî unzile fîhil kur’ânu huden lin nâsi ve beyyinâtin minel hudâ vel furkân(furkâni), fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh(yesumhu), ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetun min eyyâmin uhar(uhara) yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra, ve li tukmilûl iddete ve li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).

Kur'an, insanoğluna bir rehber, bu rehberliğin apaçık bir delili ve doğruyu yanlıştan ayırt edici bir ölçü olarak (ilk defa) bu Ramazan Ayında indirilmiştir. Bundan dolayı, sizden kim bu aya erişirse onu baştan başa tutsun. Ancak hasta veya seyahatte olan, başka günlerde (aynı sayıda oruç tutsun). Allah sizin için kolaylık diler, zorluk çekmenizi istemez; ama (belirlenen günlerin) sayısını tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı yüceltmenizi ve (O'na) şükretmenizi (ister).

24 Aralık 2011 Cumartesi

İLAHİYAT ÖNLİSANS DİN PSİKOLOJİSİ ÖZET ÜNİTE 10


Din yönlendiren faktördür.
Dini değişim: inanç ve davranışlarla ilgili yön değişimidir. Dinle ilgili her türlü değişimdir. Adı TÖVBE’DİR.
Tövbeyi dini bir davranış yapan Allah ile arasının açıldığı şuuruna varması ve Allah’ın rızasını kazanmak için bu hareketten vazgeçmesidir.
Gazali’ ye göre tövbe 3 boyutludur: 1. bilme 2. pişmanlık 3.gereğini yerine getirme.
Tövbede önce zihinsel bir değişim yaşanır. Bu değmişim duygu ve davranış değişimine yol açar.
Tövbe günahkâr olma Ümitsizliğinden kişiyi kurtarır. Manevi yenilenme ve canlanmayı artırır. Tövbe yeniden dine dönüş hareketidir.
CONVERSİON: din değiştirme, estetik, politik ve sosyal fikirlerdeki değişimi de ifade eder. İslam da bunun adı İHTİDA’dır. İslam dinini terk ederek bir başka dine geçmeye de İRTİDAT denir.

Din değiştirme çok zordur. VİNET der ki: roma, bir günde bir kişiyi dine döndürmekten daha kolay inşa edilebilir.
Dinden uzaklaşma ve yeni dini seçmesinde hangi faktörlerin etkili olduğu konusu dini değişimin güdülerini oluşturur.
Araştırmalara göre güdüler 3 grupta toplanır. Zihinsel(entelektüel), duygusal ve sosyo-kültürel güdüler.
Kişinin dinden çıkışı ve yeni dine girişi farklı güdülerle olabilir. Meselen dinden çıkması duygusal, yeni dine girmesi zihinsel olabilir.
Zihinsel(entelektüel) güdüler: dinle, dini esas ve uygulamalarla ilgili şüphe, tereddüt ve tatminsizliklerin bireyde oluşturduğu dini yönelişlerdir.
Zihinsel Tatmin Arama:  din değiştiren kişideki en temel psikolojik elemanın GERGİNLİK olduğu söylenebilir. Kişinin dini esaslarla ilgili şüphesi devam ettiği sürece gerginliği artar ve ruhen tatmin olamadığı için çok bunalır. Bu gerginlikten kurtulmak için arayışa girer.
Bu en çok ERGENLİK DÖNEMİNDE YAŞANIR. Çocukken edindiği dini bilgileri sorgulama, anlama arayışı, kaygı ve endişelerden sığınak arama, kimlik krizi geçirme gibi sebepleri vardır.

  • Hıristiyanlığı terk ederek Müslüman olan bir kişi teslis, Hz. İsa’nın ulûhiyeti, ruhban sınıfının otoritesi, asli günah doktrini gibi konulardaki zihinsel tatminsizliklerim onları yeni bir din arayışına sevk ettiğini göstermektedir.

Anlam Boşluğu, Amaçsızlık ve Anlam Arayışı
VİKTOR FRANKL 20. yy da VAROLUŞSAL BOŞLUKTAN söz etme ve bunun özellikle “kendini değersiz ve anlamsız bulma” duygusuyla oluştuğunu belirtmektedir. Frankl, insanların bu varoluşsal boşluğa düşmekten ancak hayatta belli hedefler ve amaçlar elde ederek ya da dinin açıkladığı, hayata yüklediği anlamı, ahlak ve değer yargılarını benimsemekle kurtulabileceğini vurgular.
İnsanların Eşitliğine Dayalı Esasları Sorgulama

Çeşitli Etkilerle İnançlarını ve Bulunduğu Dinin Esaslarını Yeniden Gözden Geçirme
1.     Başka inanca sahip kişilerle dini konularda tartışma
2.     Diğer dinleri araştırma

Duygusal Güdüler
Travmatik ve Gerilimli Olaylar Yaşama
Loflang ve Stark: Aşırı gerilim ve sıkıntının, dini değişim öncesinin gerekli şartı olduğunu söylerler.

Bireyin yaşadığı din değişiminden önceki 5 önemli problem:
1-      Ruhsal problemler: anlamsızlık, hedefsizlik ve kendini küçük görme
2-      İletişim problemleri: evlilik, aile içi ilişkiler
3-      Kişilik ve karaktere bağlı problemler: alkol, uyuşturucu kullanımı ve benmerkezcilik.
4-      Ekonomik problemler: işsizlik ya da çalıştığı işi sevmeme
5-      Fiziksel problemler: sinirlilik ve kronik hastalıklar


Suçluluk ve Günahkârlık Duygusu
Bu duygu en çok ergenlik döneminde yaşanır. Dini değiştirmeden önce bu duyguda yaşanır.

Sosyo-Kültürel Güdüler
Çevre kişinin hareket ve davranışlarını kontrol eder, onlara adeta bir sınır çizer. Biyolojik özelliklerinin bile şekillenmesine belli oranda etkide bulunan etmen çevre faktörüdür. Çocukluk dönemine kadar inilmesi gereklidir. Anne baba ilişkisi, ailenin parçalanması, dağılması, anne baba yoksunluğu, arkadaş çevresinin dini tutumları din değişimde derece derece rol oynar.

Bu Sosyo-Kültürel güdülerin önemli olanları:
1-      Başka Dine Bağlı Kişilerin Olumlu Davranışları:
T.W. ARNOLD intişarı İslam tarihinde anlattığı Müslüman Türkler haçlı hacıları Antalya’da Rum dindaşlarının saldırılarından kurtardı ve onların bazıları bu güzel davranıştan etkilenerek Müslüman olmuşlardır.

Başka Dine Bağlı Bir Kimse İle Evlenme
1-    Evlenilen kişiye karşı duyulan sevginin, inanılan dini değerlerden daha üstün gelmesi: evlenmek istediği kişiyi memnun etmek için din değiştirmedir. Ancak ilgi duyduğu dine kararsızlık engelini evlenerek aşmış ve din değiştirmiş olabilir.
2-    Din değiştirdiği takdirde, kendini yeni akrabalarına daha çok sevdirebileceği düşüncesi: garantili bir sosyal emniyete kavuşacağını ve saygınlığının artacağını düşünmesidir. Ancak eski dini düşünceleri baskın gelerek diğer dini terk edebilir.
3-    Eşi ile dini konularda tartışma sonucu onun dinini daha uygun bulma

İçinde Bulunduğu Başka Dine Bağlı Kişilerden Oluşan Bir Gruptan Etkilenme
1-Toplumun kültürünü, gelenek ve göreneklerini benimseme: toplumun yaşadığı örf ve adetler genelde inançtan kaynaklandığı için bireyde kendini bu dinin içinde bulur. Tevfik Fikret’in oğlu haluk babasının isteği üzere hep yabancı okullarda okumuş ve oralardaki papaz öğretmenlerinin dinini benimsemiştir. Sonrada resmi olarak Hıristiyan olmuştur.
2- Çevresinde ki kişilerce saygı görme, takdir edilmesi arzusu: bu duyguda din değiştirmede etkilidir.

Ekonomik Mahrumiyet
Türkiye’ de İslam’dan Hıristiyanlığa dönenler üzerinde yapılan araştırmalar ekonomik ve duygusal faktörlerin daha çok etkili olduğunu göstermektedir. Maddi çıkar sağlama önemli bir etkendir ama böyle değişim yapanlar gerçekte din değiştirmiş olmaz sadece zayıf bir inanca sahiptir, burada ki değişim sebebi servet ihtiyacının doyumudur. Misyonerler gençleri etkilemek için sevgi, dostluk, ilgi, kabul görme, günah-kurtuluş, mükâfat-ceza gibi duygu ağırlıklı söylemler, ekonomik yardım ve destekler önemli oranda kullanılmaktadır.

Din değiştirme süreci
Dine dönüş ve değiştirme davranışı birden değil, ağır ağır hareket eden bir trenin hızlanarak birden ateşlenmesine benzer.
Batıdaki yeni dini hareketleri inceleyerek bir din değiştirme süreç modelini geliştiren bazı
Araştırmacılara göre 7 süreç vardır.
1-      Gerginlik hissetme: din değiştirmede ilk aşamadır.
2-      Dini bir problemi çözme bakış açısına sahip olma
3-      Arayış içinde olma
4-      Kritik eşik: ilk üç evrede yaşanan olayların, kişinin hayatındaki önemli dönüm noktaları ile kesiştiği anlarda(iş, okul, yer değişikliği ya da evlilik) hayatının bir dönemeç noktasında gireceği dine rastlar.
5-      Etkin bağ oluşturma: gireceği dinin mensupları ile Duygusal bağ oluşur.
6-      Yeni dini grup dışındaki kişilerle iletişimi azaltma: eski çevresi ile bağlarının zayıflaması
7-      Yeni dini grup üyeleri ile yoğun iletişime geçme: yeni dinin faaliyetlerine etkin olarak katılma.

Yalnız Ali Köse’ye göre “tüm din değiştirme hadiseleri için belirlenmiş bir süreç modelinin olamayacağı yönündedir. Her din değiştirme hadisesinin kendine mahsus boyutları olabilir. Hadiseye sadece kişi veya grup açısından yaklaşarak tek bir bakış açısına takılıp kalmak olayın anlaşılmasını zorlaştırır” Demektedir.

Genel olarak din değiştirme süreci 4 aşamadan geçer:
1-      Bireyin bulunduğu dine olan inanç ve bağlılığı, bir takım uzaklaştırıcı etkiler nedeniyle zayıflar ve bu soğutucu etkiler bilinçaltına itilir.
2-      Bulunduğu dinden uzaklaşmasına neden olan konuların, başka bir dinde, kendisini tatmin edecek içerikte var olduğunun öğrenilmesiyle bu dine karşı ilgi duyulur.
3-      Bilinçaltına yerleşen uzaklaştırıcı etkiler, bilinç alanına çıkarak yeni dine karşı duyulan ilgi ve eğilimler ile birleşir ve din değiştirmeye karşı olan direnişlerle çatışma başlar. Bu devre huzursuzluğun en çok görüldüğü devredir.
4-      Çatışmanın yeni din lehine sonuçlanmasıyla gerginlikten kurtulunur ve din değiştirme kararı verilir.

DİN DEĞİŞTİRME TİPLERİ
Lofland ve Skonovd din değiştirme ve dindarlaşma üzerine yapılan araştırmaları değerlendirerek 6 tip belirlemişlerdir. Entelektüel, mistik, deneysel, duygusal, yeniden uyanış,  ve cebri(zorlama) tipleridir.
Entelektüel, kitapları araştırma vardır. Kritik etme, sorgulama ve değerlendirme özelliği hakimdir
mistik, tasavvufi mistik hareketlerden etkilenme vardır.
Deneysel: görelim bakalım nasıl olacak, diyerek yeni dini denemeye çalışır. İbadetlere katılır.
Duygusal: din mensuplarına karşı sevgi ve hoşnutluk söz konusudur. Sıcaklık ararlar.
yeniden uyanış: başından geçen bir olay dini duygularını harekete geçirir ve dindarlaşmaya karar verir. cebri(zorlama): doğrudan doğruya beyin yıkama veya sosyal baskıyla olabilir.

DİN DEĞİŞİMİNİN SONUÇLARI
İsmen değil de gerçekten din değiştirmişse şu sonuçlar olur:
1-      Hayata farklı bakış, yeni bir kimlik: hayatla baş edecek gücü kendinde görmekte ve rahatlamaktadır.
2-      İbadet, tutum ve davranış: dini değiştirmeden önce ibadetlerini bir kısmını yapar, fakat tam olarak değil.
3-      Aile ve çevre ilişkileri: bazen aile baskıları olabilir, bazıları söylemez ailelerine, bazıları aileye daha iyi davranıyor ve aile bireyleri bundan çok mutlu oluyor. Çevre ile ilişkiler toplumun din inancına göre farklılık gösterebilir. Tercih edilen din toplumunki ile aynı değilse sıkıntılar yaşanır. Arkadaşları ile arası açılabilir. Örneğin arkadaşları içki içmeye gittiğinde onlarla gidemez. Bu durumda yeni arkadaşlıklar ediniyor. Bu duruma bağlı olarak yeni çevresi de değişiyor.